Menu
Hutbe: Hicret Şuuru

Hutbe: Hicret Şuuru

Muhterem Müslümanlar!
Düşünün ki günün birinde aniden memleketinizi terk etmek durumunda kalıyorsunuz. Belki ailenizi ve dostlarınızı artık bir daha hiç göremeyeceksiniz. Kendinizi bir anda, yabancısı olduğunuz bir yerde buluveriyorsunuz. Bu durumda kendinizi nasıl hissederdiniz? İşte Mekke’den Medine’ye göç eden Müslümanlar hicretlerinde böyle hissettiler. Bugün yurtlarını terk etmek durumunda kalan mülteciler de yine aynı hisleri yaşamaktalar.

Değerli Kardeşlerim!
Bugünkü hutbemizde hicretten ve hicretin Müslümanlar ve toplum için anlamından bahsedeceğiz. Yarın hicri 1437 yılı sona eriyor ve pazar günü 1438 yılı başlıyor. Hicri yılbaşı bizim için çok önemli bir gündür. Çünkü hicret yalnızca Mekke’deki o ilk Müslüman topluluk için değil, aynı zamanda bizler için de bir dönüm noktasıdır.

Kıymetli Müslümanlar!
Mekkeli muhacirler için de Medineli ensar için de hicret bir imtihandı. Mekkeli Müslümanlar sahip oldukları bütün dünyalıkları geride bırakmış ve Medineli kardeşlerinin davetlerine icabet etmişlerdi. Yanlarına imanları ve Resûlullah aşkından başka bir şey almamışlardı. Medineli Müslüman kardeşleri de onları bağırlarına basmış, neleri varsa muhacir kardeşleriyle paylaşmışlardı. Böylelikle muhacirler de ensar da bu imtihanı başarıyla geçmişti. Enfâl suresinde Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Doğrusu inanıp hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenler ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte bunlar birbirinin dostudurlar.”[1]
Medineli ensarın Mekkeli muhacirlere gösterdiği misafirperverlik ve dostluğun tarih boyunca eşi benzeri olmamıştır. Bu dostluk ve kardeşlikten hâlen öğrenecek çok şeyimiz vardır. Bugün o misafirperverliğin, o kardeşlik atmosferinin küçük bir yansıması dahi birçok toplumsal sorunun çözümünü beraberinde getirecektir.

Kıymetli Kardeşlerim!
Her hicret yeni bir başlangıç demektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hicreti hem Müslümanlar hem de insanlık için yeni bir başlangıç niteliğindeydi. Resûlullah, hicretiyle birlikte insanlığa muhteşem bir dostluk ve kardeşlik örneği hediye etmişti. Hz İbrâhim (a.s.) da memleketinden hicret etmek zorunda kalmış, daha sonra oğlu İsmâil (a.s.) ile birlikte Kâbe’yi yeniden inşa ederek insanlığa hediye etmişlerdi. Yûsuf (a.s.)’ın, Mûsâ (a.s.)’ın, Îsâ (a.s.)’ın hicretleri de böyledir.

Değerli Müslümanlar!
Bizler de bu peygamberleri örnek almalı ve toplumumuza iyi birer örnek olmalıyız. 3 Ekim tarihinde gerçekleşecek olan Açık Cami Günü etkinliği bunun için çok iyi bir fırsattır. Sağlıklı ve huzurlu bir topluma Müslümanların ne gibi katkılarda bulunabileceğini 3 Ekim’de gerçekleştirecek olduğumuz programlarda göstermeliyiz.

Yeni hicri yıl bütün insanlığa hayırlar getirsin, Cenâb-ı Hak bizleri hicret şuurunu anlayanlardan ve onu hayatına tatbik edenlerden eylesin.

[1] Enfâl suresi, 8:72

Bu sayfayı paylaş...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone